AMAÇSIZ YAŞAYAN İNSAN

  • 21/10/2009 - AKIL KARMAŞASI
  • Aklım karışıyor, bulanıyor en ufak bir rüzgarda ortalık toz duman oluyor. Ama neden?
    Ne kadar küçük bir su birikintisiyim. En ufak bir çalkalanma, küçücük bir kıpırdanış beni bulanıklaştırıyor ve doğru ile yanlışı ayırdedmekte güçlük çekiyorum.  İnsanlarla anlaşmak çok zor. Evet onlarla konuşuyorsun, gözgöze bakıyorsun, yani anlaşabilmek çok kolay olmalı esasında ama neden zor? Kime sorarsan sor herkes kendinin aldanan, iyi niyetli olan, anlaşılamayan taraf olduğunu söyleyecektir sanırım. Ben böyle hissediyorum. Hiç kimse esasında kötü niyetli olduğunu kötü bir niyetinin olduğunu düşünmez kabul etmez. Varsa da itiraf edemez, ya da kendinin o niyetteki sui zanı affedecek bir sebebi mutlaka vardır. Şundan dolayı ben böyle yaptım öyle olmasaydı yapmazdım gibi.... (mesela). Günlerdir uğraşı verdiğim bir iş neticesinde sanki başımın üzerinde büyük bir bal kabağı patlatılmış hissi var şu an içimde. Ve içimi dökmek istedim. Amacım birileriyle paylaşmak değil bu hislerimi anlamaya çalışmak için yazıyorum. Kendime anlatmak bulanıklıktan kurtulmak için. Evet hayatın bize bazen ruhi yönden acı vermesi psikolojik açıdan ya da bedeni yönden acı vermeleri belki bizi olgunlaştırır, belki de hiç bir işe yaramaz. Tam tersi de olabilir. Tamamen ortada sürekli bocalar vaziyette öylece (mal gibi) kalakalıverebilirim de  mesela. Kızdığım ve hatta kızdığın için kınadığım (Allah ım beni affet lütfen)  birileri gibi). Bu gün buradan çok karmaşık duygularla ve yorgun bir biçimde ayrılıyorum  (Hiç çalışmadığım halde). Anlıyorum ki hayat bir bilmece. Bazen ödül beklentisini girdiğimiz ya da ödül beklemesek dahi neticesinde tatlı bir meyve beklediğimiz emeklerimizin neticesinde başımızda anlamadığımız bir bal kabağı patlatılıp böyle harcanabiliyoruz. Nedense ben bunu pek sık yaşar oldum. Ama hatamı anlıyor ve itiraf ediyorum. Bir daha bir işe başladığım zaman tamamlayana kadar şikayet etmeyeceğim ve o işi tamamladığım zaman işin raporunu bütün samimi düşüncelerimle bizzat kendim raporlayacağım. Tabi kime raporlamam gerektiğini de iyice düşünüp tartmak gerekecek sanırım. Benim hatam buydu sanırım.

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 23/7/2008 -
  • Daha Senden Gayri Aşık Mı Yoktur

    Daha Senden Gayri Aşık Mı Yoktur
    Nedir Bu Telaşın Vay Deli Gönül
    Hele Düşün Devr-İ Adem’ Den Beri
    Neler Gelmiş Geçmiş, Say Deli Gönül

    Şu Fani Dünyada Umudunu Yüz
    İnanmazsan Var Kitaba Yüz Be Yüz
    Evin Mezaristan , Malın Bir Top Bez
    Daha Duymadınsa Duy Deli Gönül

    Günde Bir Yol Duman Çöker Serime
    Elim Ermez Gidem Kisbü Karıma
    Kendi Bildiğine Doğrudur Deme
    Var İki Kamile Sor Deli Gönül

    Gördüm İki Kişi Mezar Eşiyor 
    Gam Gasavet Gelmiş , Boydan Aşıyor
    Çok Yaşayan Yüze Kadar Yaşıyor
    Gelde Bu Dünyayı Yor Deli Gönül

    Mevlam Kanat Vermiş Uçamıyorsun
    Bu Nefsin Elinden Kaçamıyorsun
    Ruhsati Dünyadan Geçemiyorsun
    Topraklar Başına Vay Deli Gönül

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 6/6/2008 -
  • "BENİ BİR BEN BİLİRİM, BİR DE BENİ YARATAN

    BANA BİR BEN LAZIM, BİR DE BENİ ANLAYAN"

     

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 2/5/2008 - UZUN İNCE BİR YOLDAYIM
  •  Uzun ince bir yoldayım
    Gidiyorum gündüz gece
    Bilmiyorum ne haldayım
    Gidiyorum gündüz gece
    Dünyaya geldiğim anda
    Yürüdüm aynı zamanda
    İki kapılı bir handa
    Gidiyorum gündüz gece
    Uykuda dahi yürüyom
    Kalkmaya sebep arıyom
    Gidenleri hep görüyom
    Gidiyorum gündüz gece
    Kırk dokuz yıl bu yollarda
    Ovada dağda çöllerde
    Düşmüşüm gurbet ellerde
    Gidiyorum gündüz gece
    Düşünülürse derince
    Irak görünür görünce
    Yol bir dakka miktarınca
    Gidiyorum gündüz gece
    Şaşar Veysel işbu hâle
    Gâh ağlaya gâhi güle
    Yetişmek için menzile
    Gidiyorum gündüz gece


    Aşık Veysel ŞATIROĞLU

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 7/4/2008 - OTUZ BEŞ YAŞ ŞİİRİ
  • OTUZ BEŞ YAŞ ŞİİRİ

     

    Yaş otuz beş! yolun yarısı eder,

    Dante gibi ortasındayız ömrün.

    Delikanlı çağımızdaki cevher,

    Yalvarmak yakarmak nafile bugün

    Gözünün yaşına bakmadan gider.

     

    Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

    Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz?

    Ya gözler altındaki mor halkalar?

    Neden böyle düşman görünürsünüz,

    Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

     

    Zamanla nasıl değişiyor insan!

    Hangi resmime baksam ben değilim

    Nerde o günler, şevk. o heyecan?

    Bu güler yüzlü adam ben değilim;

    Yalandır kaygısız olduğum yalan.

     

    Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız:

    Hatırası bile yabancı gelir.

    Hayata beraber başladığımız

    Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;

    Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

     

    Gökyüzünün başka rengi de varmış!

    Geç farkettim taşın sert olduğunu.

    Su insanı boğar, ateş yakarmış!

    Her doğan günün bir dert olduğunu

    İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

     

    Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!

    Her yıl biraz daha benimsediğim.

    Ne dönüp duruyor havada kuşlar?

    Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?

    Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

     

    Neylersin ölüm herkesin başında

    Uyudun uyanamadın olacak.

    Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?

    Bir namazlık saltanatın olacak,

    Taht misali o musalla taşında.

     

                                                             Cahit Sıtkı TARANCI

     

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    YAŞAYAN BİR ÖLÜDÜR

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • e-posta
  • RSS

    Kategoriler

    Arkadaşlarım

  • eymir
  • Blogcu Yardım
  • biryudumhobi
  • aloeveracom
  • nur1335

    Reklam

  • Sayfa: 1 - Toplam: 5
    | Sonraki Sayfa